
Kentsel dönüşümde en çok tartışılan konular çoğu zaman en az önemli olanlardır: kapı biraz daha büyük olsun, asansör şuraya gelsin… Oysa binanın kaderini belirleyen asıl kısım, çoğu malikin adını bile yanlış koyduğu yerdedir: sözde "kaba inşaat".
"Kaba inşaat" tabiri yanıltıcıdır; bu bölümü basit sanmaya yol açar. Gerçekte inşaatın en önemli, en ince, en çok hassasiyet isteyen kısmı burasıdır. Çünkü burada yapılan en küçük hatanın çoğu zaman geri dönüşü yoktur; geri dönüşü olduğu durumlarda ise maliyeti, tahmin ettiğinizden kat kat fazladır.
Bir parkenin ya da seramiğin iyi döşenip döşenmediğini ortalama bir kişi bakınca anlar. Ama temel sistemlerini, zemini ve su yalıtımını (izolasyonu) değerlendirebilecek bir profesyonelin malikler arasında bulunma ihtimali çok düşüktür. Sahada çoğu zaman gerçek bir teknik eleman — bir inşaat mühendisi bir yana, bir tekniker ya da haritacı dahi — olmadan kalıp bağlanıp beton dökülür. Kağıt üzerinde yönetmeliğin istediği yazılır; fiiliyatta ise denetim çoğu zaman yoktur.
"Binamızda rutubet var", "yağmurda su bastı" şikâyetlerinin kaynağı neredeyse her zaman aynıdır: zemin ve yalıtım sistemlerinin ya baştan doğru projelendirilmemesi, ya da projelendirilse bile doğru uygulanmaması. "Zemin etüdü yaptık" denen etütlerin bir kısmı ya hiç yapılmamış, ya usulüne uygun yapılmamış, ya da yeterince yapılmamıştır. Bu eksikler imalat sırasında geçiştirilir, çoğu zaman da öylece kapatılır.
Küçük ölçekli müteahhitlerin çoğu bünyesinde geoteknik uzmanı bulundurmaz; iş, o sokakta daha önce iş yapmış kişilere ya da kalfaya kalır. Bu bir yapım modeli olamaz. Herodot; iyi yapılmış zemin etütlerini, konunun geoteknik uzmanlarınca projelendirilmiş temel ve zemin sistemlerini, su yalıtımı projelerini ve taşıyıcı sistemi işin olmazsa olmazı sayar. Müteahhide iş teslim edildikten sonraki bu kritik süreçte de, hem projelendirme hem uygulama aşamasında kat malikleri adına takip eder ve yönlendiririz.