
Kentsel dönüşüm denince akla önce yıkım, proje, müteahhit gelir. Oysa sahada en sık karşılaşılan engel bunların hiçbiri değildir: maliklerin kendi aralarında anlaşamaması.
Bir apartmanda herkesin beklentisi farklıdır. Kimi büyük bir daire, kimi iki küçük daire ister; kimi bütçesinden endişelidir, kimi dükkânının değerini korumak ister, kimi yıllardır oturduğu evden hiç taşınmak istemez. Beklentiler farklı, güven eksik olduğunda süreç yıllarca ilerlemez.
Anlaşma; ısrarla ya da baskıyla değil, SPK lisanslı şerefiye değerlemesi ve sağlam bir hukuki altyapıyla sağlanır. Her bağımsız bölümün değeri herkesin göreceği şekilde ortaya konduğunda "kim ne kaybediyor, kim ne kazanıyor" tartışması sona erer.
Herkesin isteği (2+1, dükkân, gelir) dinlenir; yapının yerine ve her malikin bütçesine göre en uygun proje kurgulanır. Proje bir amaç değil, anlaşmanın aracıdır. Sonuçta kimsenin hakkı kimseye geçmeden, tüm maliklerin kabul ettiği bir mutabakat kurulur — işin kalbi budur.